Goa

goa
Uçsuz bucaksız güzel sahillerinde insanın kendini cennette hissettiği Goa,

aynı zamanda bir alış veriş ve yeme içme cenneti.

goa

Uçsuz bucaksız güzel sahillerinde insanın kendini cennette hissettiği Goa, aynı zamanda bir alış veriş ve yeme içme cenneti.

Hindistan zengin kültürüyle hep ilgimi çeken bir ülke olmuştur. Yıllar önce  gittiğim Rajastan bölgesine hayran kalmıştım. Tapınakları, sarayları ve kadınların kıyafetleri inanılmaz güzellikteydi. Bu defa ise arkadaşım Sofia ile birlikte Hindistan'ın tamamen farklı bir bölgesine, kıtanın güneyindeki Goa'ya gidiyoruz. Yıllar önce çiçek çocuklarının yaşadığı bu sahilleri ve bakir köyleri görünce niye burayı seçtiklerini anlamak güç olmadı, ucuzluğu da cabası.

Biz, bir çok güzel köyleri, kasabaları arkamızda bırakarak Goa'nın en güneyindeki Palolem'e gittik.  İlk dikkatimiçeken şey ucu bucağı yok gibi görünen sahiller  ve sahil boyunca yüksek palmiye ağaçları.  Büyük oteller yok burada, ağaçların arasına yapılmış bungalowlardan oluşan küçük motel tarzında yerler var. Biz sahildeki  Sofia'nın yıllar önce gittiği yere yerleştik.

İlk gün yorgunluktan akşam bir yere gidecek halimiz yok, yemeği otelimizde  yemeye karar veriyoruz. Yemeği beklerken yorgunluktan bir kaç kez uykuya dalıp gidiyoruz.  Bombay hava alanındaki bekleyişimizi de sayarsak hayli uzun bir yolculuktu ama çok mutluyuz burada olmaktan.

Sevimli mi sevimli iki genç garson hizmet ediyor burada. Sam ile   Delip'e yemek çok geç geliyor diye şikayet ediyoruz, onlar da gülerek evet diye tasdik ediyorlar, birlikte gülüyoruz, onlara kızmaya imkan yok.

Ertesi sabah tropikal meyvelerle güzel bir kahvaltı yapıp kendimizi denize atıyoruz. Hele kışın gitmişseniz herkes buralarda soğuktan donarken denize girmek daha da keyifli olur.

Deniz sabahları çok güzel, yüzmek için sabah saatlerini tercih etmek gerekiyor çünkü sular sabah derin, öğleden sonra ise çekilmeye başlıyor. Kuvvetli bir med cezir var burada. Yeri gelmişken belirtmeliyim; Kışın Hindistan'da iklim sıcak nemsiz, yaz aylarında ise sıcaklık ve nem artıyor, muson yağmurları başlıyor. Ben hep tatile işimden dolayı yaz aylarında çıkabildiğim için sıcağa neme pek aldırmıyorum. Biraz sıcağa dayanıklıysanız yazın da gidebilirsiniz. Muson yağmurları  bütün gün yağmıyor, günün belli saatlerinde  yarım saat, bir saat yağıyor, sonra etraf güllük güneşlik, kup kuru oluyor.

Kaldığımız yerin hemen arka tarafında  bir güzellik merkezi keşvediyoruz. Bitkisel karışımlarla harika bir cilt bakımı ve masaj yapılıyor, gerçekten çok memnun kaldık.

Saati beş, altı dolar olan yoga dersleri sabah 6.30 da yapılıyor. Bizimle aynı yerde kalan İtalyan çiftten, yakındaki otelin bahçesinde  her sabah saat 6.30 da yoga dersleri yapıldığını öğreniyoruz. Akşam üzeri yürüyerek gidip gün batımlarını seyrettiğim yere sabah saatlerinde oldukça derileşen suyun içinden geçerek gitmek gerekiyor. Suların en sığ yeri bile göğse kadar geliyor. Denizden fotoğraf makinemle geçmek bana riskli geldi o yüzden çok istediğim halde oraya sabah gidemedim. Akşam üzeri  buranın barında, bir içki yudumlayarak gün batımlarını seyretmeye doyum olmuyor.

Goa'daki diğer yerleşim yerlerini de görmek  istiyoruz. Her çarşamba büyük bir pazarın kurulduğu Anjuna'ya yerel otobüslerle, Goalılarla birlikte  gitmeyi tercih ediyoruz. Dört aktarma yaparak, deniz kenarında, tepeye kurulmuş bir kasaba olan Anjuna'ya üç buçuk saatte varıyoruz. Plaja kadar uzanan çok büyük bir pazar bu. Şaldan tutun gümüş  takılara kadar ne isterseniz var.  Alış verişimizi yapıp, güzel bir yemekten sonra yine köyden köye aktarma yaparak Palolem'e doğru yola çıkıyoruz. İkinci aktarma yaptığımız yer olan Panaji nehir kenarına kurulmuş, tren istasyonunun bulunduğu büyük bir kasaba. Nehirde gemiyle bir saatlik geziler yapılıyor. Burada.

Bir başka gün minik iki kişilik arabalara binerek çok yakındaki Canacona kasabasına gittik, çok hoş, tam Hindistan işte. İnekler sıcaktan sokağın bir köşesine yatmış dinleniyor. Renk renk sarileri içinde balık, sebze ve aklınıza ne gelirse satan sokak satıcılarıyla tam bir cümbüş  Canacona. Bir caddesinde sıra sıra kuyumcu dükkanları ve vitrinlerinde birbirinden güzel Hint takıları var. Bir kadın olarak kayıtsız kalmak imkansız. Kulağı çepeçevre saran çok hoş, tipik bir hint küpesi satın aldım. Dönmeye karar verdiğimizde otobüs ve taksi saatini kaçırdığımızı, dönmek için tek seçeneğin  motosiklet olduğunu öğreniyoruz. Bulduğumuz motosikletçi arkasına oturmamızı söylüyor. Üç kişi aynı motosikletin üzerinde gülmekten katılarak Palolem'e dönüyoruz.

Bir başka gün, iki saat mesafedeki Margao'ya gidiyoruz. Kentin merkezinde çok güzel bir meydan var, hemen meydanın yanında yemyeşil, çiçekler içinde büyük, güzel bir park. Burası bir alışveriş cenneti. Kapalı çarşısı, çok güzel ve çok kaliteli ipeklerin satıldığı kumaşçılarla dolu. Hangi sokağa baksanız gümüşçüler, kumaşçılar sıra sıra. Yola çıkmadan önce alış veriş yapmamaya karar verdiğim halde dayanamadım. Her şey çok güzel ve inanılmaz ucuz, al beni diyor.  Bir şeyler yemek için etrafa bakındığımızda karşımıza Longuinhos kafe çıktı. Çok hoş, çok tipik bir yer, bayıldık buraya. Akşam üzeri Palolem'e dönmek üzere otobüse bindik ama  oturacak yer kalmadığı için inmek isterken  muavin bizi, şoförün yanına, öndeki bölmeye oturtacağını söyledi. Omuzuna hint şalı almış bir delikanlı da yanımıza oturdu. Sofia ile aramızda konuşurken o delikanlı  ingilizce olarak hangi ülkedensiniz diye sordu. Ben de, arkadaşım İtalyan ben de Türküm dedim. Şaşkınlıktan gözlerini açarak Türk mü,hangi şehir diye sordu. Ben de içimden her halde Türkiye nerede bilmiyor diye geçirdim, İstanbul dedim. Birden heyecanla Türk müsün diye sevinçle bağırmaz mı? Kaç gündür ilk kez Türkçe bir kelime duyuyorum ve inanamadım. Sofia da bildiği azıcık Türkçesiyle şaşkınlık içinde bakıp gülüyor. Meğer Umut iki aydır Goa'da, daha bakir bir köy olan Agonda'da kalıyormuş. Orayı çok methetti ve ertesi gün Agonda'ya gitmek üzere anlaştık. Gerçekten daha sakin, yeşillikler içinde güzel  bir köy. Burada, Umut'un güzel sevgilisi Charlot da bize katıldı, birlikte leziz balıklar yedik. Dünya bazen ne kadar küçük!

Çok hoş geçen on günün sonunda istemeyerek bu cennet yerden ayrılıp başka bir cennete Coching'e  doğru yola koyuluyoruz.

YEMEK. Sanıyorum Goa'da yemek içmek herkesi mutlu eder, hele deniz mahsülleri seviyorsanız . Sahildeki sıra sıra  lokantalar, geceleri yaktıkları mumların ışığında  çok cezbedici. Her türlü içkinin mevcut olduğu Goa'da karidesler, istakozlar inanılmaz ucuz fiyatlara yenebiliyor. İtalyan, Meksika lokantaları da denemeğe değer. Biz akşam aperitif almaya genellikle kasabanın merkezinde olan lokantaya  gittik, dondurmaları, tatlıları da çok güzel.

ALIŞ VERİŞ: İpek giysiler, kumaşlar, altın, gümüş takılar.

NASIL GİDİLİR: THY ile önce Bombay'a gidiliyor. Bombay hava alanından hemen satın alabileceğiniz bir uçak biletiyle Goa'ya varılıyor. Goa'ya varınca hava alanındaki bürodan ne ödeyeceğinizi öğrenerek Palolem'e gitmek üzere taksi temin ediliyor. Bombay'dan Goa'ya tren ya da otobüsle de gidebilirsiniz.

KALACAK YER: O kadar çok seçenek var ki, kimsenin bu konuda sıkıntısı olmaz. 24 bungolovu olan ve bizim çok  memnun kaldığımız yer; Cozy Nook Palolem Beach-Canacona- GOA Tel:2643550 fiyatı 400-800 rupie